kırpmak

azaltmak

Beypazari ağzindan sözcükler. 2010.

Look at other dictionaries:

  • kırpmak — i, ar 1) Parçalara ayırmak, kesmek, kırkmak 2) Göz kapaklarını açıp kapamak, kıpmak Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi. Ö. Seyfettin 3) den, mec. Kesinti… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karanlıkta göz kırpmak — bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • göz kırpmak — 1) göz kapağını kapayıp açmak İlk zamanlar bizi beraber görüp de manalı manalı göz kırpmış olanların şimdi yüzüne bakamaz olmuştum. H. Taner 2) başkasına söylediklerinin doğru olmadığını işaretle anlatmak için, benimsediği kimseye bakarak gözünü… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karanlıkta göz kırpmak — bir işin önceden konuşulmadığı için haberinin olmadığını anlatmak …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • göz — is., anat. 1) Görme organı 2) Bazı deyimlerde, görme ve bakma Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin. 3) Bakış, görüş Bu sefer alacaklı gözüyle baktım. 4) Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak Asıl felaket bu pınara sırt… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karanlık — sf., ğı 1) Işığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan 2) is. Işık olmama durumu Biz, karanlığın içinde ilerliyoruz. H. Taner 3) mec. Yasalara, töreye uygun olmayan Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar. M. Ş. Esendal 4) mec.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kıpmak — i, ar Göz kapaklarını çabucak açıp kapamak, kırpmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kırpma — is. Kırpmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kıftulamak — sındı ile kırkmak, kırpmak, II I, 352 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • yuñlamak — yün kırpmak III, 404 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.