fırlamak

bulunduğu yerden birden çıkmak

Beypazari ağzindan sözcükler. 2010.

Look at other dictionaries:

  • fırlamak — nsz 1) Hızla, birdenbire bulunduğu yerden çıkmak, ayrılmak Çöpçü beygiri, deli gibi rayın üzerine fırlamıştı. H. Taner 2) Yerinden oynayıp ileriye doğru çıkıntı yapmak Gözleri yerinden fırlamış. Omuz kemiği fırlamış. 3) Fiyatı birdenbire… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ok gibi (yerinden) fırlamak — çok hızlı gitmek Affedersiniz, beni burada görürse kızar, diye ok gibi fırladı. B. Felek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayağa fırlamak — hızla ayağa kalkmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalbi yerinden oynamak (veya fırlamak) — yüreği yerinden oynamak En hafif bir hareketi kalbimizi yerinden oynatmaya yeterdi. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yerinden fırlamak — oturulan yerden hızla kalkmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözleri evinden (veya yuvalarından) uğramak (veya fırlamak) — korku, öfke ve telaşı gözlerinden belli olmak Cüce rolünde halkı gülmekten katıltan sırıtış, Rakım ın bütün buruşuklarını kaplamış, ayrık gözleri evlerinden uğramış. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zıplamak — nsz 1) Bir yere çarpıp yukarı fırlamak İhtiyar profesörün elinde tuttuğu silindir, canlı bir mahluk gibi zıpladı. F. R. Atay 2) Sevinçten veya oyun yapmak için bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak Küçük köpek ince sevinç çığlıkları çıkarıyor,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayak — is., ğı, anat. 1) Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü 2) Bacak 3) Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var. 4) Vücudun… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çıkmak — den, ar 1) İçeriden dışarıya varmak, gitmek Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. F. R. Atay 2) nsz Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. Atatürk 3) nsz Bir meslek… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fırlama — is. 1) Fırlamak işi 2) argo Piç 3) hlk. Arsız, terbiyesiz çocuk …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.